top of page

Futbol Yaralanmalarında Risk Faktörlerinin Farkında mıyız?

Güncelleme tarihi: 7 Eyl 2021

Özel durumlar ve futbolcuların psikolojik durumları da risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir. Çalışmalar, oyunun ilk ve son 15’er dakikalık periyotlarında yaralanma oranlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durumun nedeni de, oyunun ilk ve son dakikalarında oyunculardaki gol atma hırsıyla ilişkilendirilmiştir.

Futbolda ve diğer sporlarda da risk faktörlerinin iyice bilinip bu risklerin etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak için kişiye özel hazırlanan programlar ile spora devam etmek önemlidir. Bu süreçte sporcuların risk faktörlerini belirleyecek, koruyucu ve önleyici rehabilitasyon programları ile destek olacak fizyoterapistlerle çalışması yaralanma riskinin az olmasını sağlayacaktır.

Futbol, sürekli değişen yönlerde aktiviteler içeren, yüksek düzeyde fiziksel kapasiteye ve temasa dayalı bir spor dalıdır. Bu yüzden futbolculardan çok iyi nöromusküler kontrol, çeviklik ve eksantrik/konsantrik kuvvet beklenir.

İkili mücadelede daha yakından ve sağlam duruş sergileyen bir fotoğraf

Antrenman ve müsabaka larda görülen zorlanma, düşme, darbe gibi travmalar; kondisyon, beceri, çeviklik, esneklik, konsantrasyon eksikliği gibi fizyolojik etmenler veya oynanılan zemin, hava koşulları, ekipman gibi çevresel etmenler yaralanma için risk oluşturmaktadır.

Risk, zarar veya kayba neden olabilecek bir olayın meydana gelme ve beklenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı anlamına gelen bir kavramdır. Riskleri tanımlayabilmek için öncelikle o riski oluşturacak kaynak, olay ve etkilerini belirlemek gerekir.


Peki sporda risk ne anlama gelmektedir?

Sporda genel olarak risk faktörleri iç faktörler ve dış faktörler olarak ikiye ayrılır. Yaralanmaların birçoğu da iç ve dış faktörlerin birbiriyle etkileşimi sonucu meydana gelmektedir.

İç faktörler genel anlamda sporcuda mevcut olan, kısmen kalıtsal gelen, zaman içinde küçük değişikliklerle farklılaşabilir ve dışarıdan üzerine etki imkanı çok sınırlı olan faktörlerdir. Bunlar sporcunun yaş, cinsiyet, fiziksel durum, fiziksel uygunluk, kondisyon, psikolojik durum ve beslenme gibi parametrelerini oluşturmaktadır.

Dış faktörler sporcunun vücudundan ve yapısından kaynaklanmayan, dışarıdan gelen müdahaleler ile değiştirmek ve geliştirmek mümkün olan faktörlerdir. Bunlar temas durumu, takım arkadaşları, rakibin durumu, spor alanı, ekipmanlar, hava koşulları, antrenör ve antrenman programı, ekonomik bileşenler ve toplumsal sorunlardan oluşmaktadır.


Yaş, önemli bir yaralanma risk faktörüdür. Ergenlik dönemindeki büyüme hızı da yaralanma riski ile ilişkilidir. Adölesan futbolcularda ACL (ön çapraz bağ) yırtılmaları daha fazla görülürken, yaş ilerledikçe hamstring yaralanmaları daha fazla görülmektedir.

Genellikle kontüzyon (ezilme), kas ve bağ yaralanmaları gibi yaralanmalar olmasına karşın, temasa dayalı bir spor olduğu için daha ciddi yaralanmalarla da karşılaşılabilir.


Futbolda yaralanmaya sebep olan bazı spora özgü hareketler vardır. Bunlar; ikili mücadelede top çalma, koşma, ani durma, dönme, topa vurma, zıplama, yere inme ve stoplama gibi hareketlerdir. Top çalma sırasında oyuncunun hızlı reaksiyon vermemesi, hızlı ve beklenmeyen hareketlerden kendisini koruyamaması gibi nedenlerle alt ekstremite yaralanmaları görülmektedir.

Koşma ve ani dönme esnasında yaralanmanın ana sebebi ise genellikle zemin ve uygun olmayan ayakkabı seçimidir. Örneğin, yüzeyin çim yüzeyden sentetik yüzeye değişmesi ACL (ön çapraz bağ) yaralanma riskini arttırmaktadır.

Futbolcuların sahadaki pozisyonları da yaralanmayı etkileyen faktörlerdendir. Defans oyuncuları en fazla yaralanma yaşayan oyunculardır ve peşlerinden forvet oyuncuları gelir. Orta saha oyuncuları ile kaleciler en az yaralanmanın görüldüğü oyunculardır.

Hamstring yaralanmaları, kas yaralanmalarının başında gelmektedir. Hamstring/Quadriceps (H/Q) oranının azalmış olması ve kas dengesizliğinin artmış olması; nöromusküler kontrolü azaltıp, yaralanma riskini arttırmaktadır.

Bu yüzden hamstring kuvvetinin yetersiz olması önemli bir risk faktörüdür. Hamstring esnekliğinin az olması, sporcularda çok sık kalça çekmesi şikayetine neden olur. Hamstring, kuvvet ve esneklik yetersizliği dolayısıyla futbolcularda en fazla yaralanmalara açık hale gelen kas olarak karşımıza çıkmaktadır.

Futbolcular, yoğun tempoda çalışmalar ve antrenmanlar gerçekleştiriyorlar. Bu tempo arttıkça futbolcunun yeterli fiziksel uygunluğu ve gerekli olan dinlenme süresi daha da önem kazanmaktadır. Antrenman yoğunluğu sonucu oluşan yorgunluk durumunda vücudu yaralanmalara karşı açık hale getirmektedir. Bu yüzden antrenörlerin antrenman programını ve yoğunluğunu sporcuya uygun ve doğru şekilde yapması gerekir.

Özel durumlar ve futbolcuların psikolojik durumları da risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir. Çalışmalar, oyunun ilk ve son 15’er dakikalık periyotlarında yaralanma oranlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durumun nedeni de, oyunun ilk ve son dakikalarında oyunculardaki gol atma hırsıyla ilişkilendirilmiştir.

Futbolda ve diğer sporlarda da risk faktörlerinin iyice bilinip bu risklerin etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak için kişiye özel hazırlanan programlar ile spora devam etmek önemlidir. Bu süreçte sporcuların risk faktörlerini belirleyecek, koruyucu ve önleyici rehabilitasyon programları ile destek olacak fizyoterapistlerle çalışması yaralanma riskinin az olmasını sağlayacaktır.




Yazan: Fzt. Dilara Tüysüz



139 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page