top of page

Bugün Vücudunu Ayakta Tutmak İçin Ne Yaptın?

Güncelleme tarihi: 14 Ağu 2021

Ayak bileği, insan vücudunun yer ile bağlantısını sağlayan dinamik ve kompleks bir yapıdır. Çeşitli tendon, kemik, eklem ve bağ yapılarından oluşur ve bu sayede farklı düzlemlerde hareket edebilme yeteneğine sahiptir. İşte bu sebeple yaralanmalara açıktır.



Acil servise başvuranların yaklaşık %5’ini ayak bileği yaralanmaları oluşturmaktadır. Spor branşları arasında tüm yaralanmaların basketbolda %45’i, voleybolda %25’i ve futbolda %31’i ayak bileği ekleminde görülür.






Ayak bileği yaralanmaları en sık sıçrama sonrası yere iniş fazında gerçekleşir. Özellikle tek ayak ile yapılan yere inişlerde ayak bileği stabilizasyonu çok önemlidir. Vücudumuzda stabiliteden sorumlu yapılar, kemikler ve eklem kapsülü gibi statik yapılar ile bağlar ve kaslar gibi dinamik yapılardır. Bu yapıların merkezi sinir sistemi (beyin, omurilik ve bunlarla bağlantılı sinirler) ile koordineli çalışması çok önemlidir. Vücudun bu mekanizmasına “Nöromusküler Kontrol” adı verilir. Sıçrama sırasında yere çarpma kuvvetlerinin azaltılması, nöromusküler kontrolün düzgün sağlanması ile ilişkilidir.

Yapılan çalışmalarda, stabilizasyonun önemli bir parametresi olan ayak bileği dorsifleksiyon (ayağın, ayak bileği ekleminden ayak sırtına doğru hareket ettirilmesi) açısının tekrarlı ayak bileği burkulması yaşayan kişilerde yaşamayanlara göre daha az olduğu gözlemlenmiştir.

Siz de evde kolayca ayak bileği dorsifleksiyon açınızı ölçmek ister misiniz? Bunun için bir duvarın karşısına geçip duvar ile ayak baş parmağınız arasında 5 parmak (5 inch - 12.7 cm) olacak şekilde ayağınızı yerleştirin. Dizinizi duvara doğru yaklaştırın, bu sırada dizinizin içe kaçmadığından ve topuğunuzun yer ile temasının kesilmediğinden emin olun. Diziniz ile duvar arasındaki mesafe size dorsifleksiyon açınızın ne kadar eksik olduğunu gösterecektir.





Ayak bileği ekleminde en sık görülen yaralanma sprainler yani burkulmalardır. Buna bağ yapılarının gerekenden fazla uzaması veya bazen de yırtılmasıyla karakterize akut olarak ortaya çıkan yumuşak doku lezyonları da denebilir. Spor yaralanmalarının yaklaşık %30’unu ayak bileği burkulmaları oluşturmaktadır. Ayak bileği burkulmaları genellikle eklem kapsülü ve bağların gerginlik sınırlarını aşan mekanik kuvvetlerle travmaya bağlı ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında çeşitli risk faktörleri travmaya zemin hazırlamaktadır. Bu risk faktörleri:

  • Fiziksel kondisyondaki yetersizlikler,

  • Rekabete dayalı sporlar,

  • Yanlış iyileşme,

  • Hatalı ve/veya yetersiz tedavi ve rehabilitasyon,

  • Obezite,

  • Zayıf, kısalmış kaslar ve sinir aktivitesinde gecikmiş yanıt,

  • Propriyosepsiyon kaybı,

  • Anormal biyomekanik yapı ve anatomik özellikler (Örneğin, dorsifleksiyon açısının azlığı).



Risk faktörlerinin belirlenmesi ve yaralanma mekanizmalarının ortaya konması, koruyucu yaklaşımların geliştirilmesinde önemli rol oynar. Yaralanmaları önlemede, risk faktörlerinin saptanması için tarama programlarının önemli bir yeri vardır. Tarama programları; basit, düşük maliyetli, kliniklerde kısa sürede kolayca uygulanabilen ve yüksek prediktif (öngördürücü, tahmini) değerlere sahip yöntemlerdir. Bu sayede analiz edilen yüksek riskli sporcular için bireysel koruyucu egzersiz programları oluşturularak yaralanma riski en aza indirilebilir.



Ayak bileği yaralanması geçirmiş kişilerde, yeterli mekanik stabilitenin sağlanabilmesi ve yaralanmaların önlenmesi için çeşitli fonksiyonel ortez ve bantlama uygulamaları kullanılır. Bantlama uygulamaları esnek ve esnek olmayan materyallerle uygulanabilir. Yaralanma sonrası spora dönüş antrenmanlarında bandajlama tekniklerinin uygulanması stabilite ve propriosepsiyon açısından ayak bileğini desteklemede faydalıdır.




Tüm bunların yanında antrenman ve yarışlarda doğru ısınma - soğuma tekniklerinin kullanımı ve antrenmanın şiddeti, sıklığı gibi parametrelerin sporcuya uygun belirlenmesi de önemlidir. Doğru ayakkabı seçimi, kişiye özel tabanlık gibi spora özgü doğru ekipman kullanımı da sporcuyu yaralanmalardan koruyan önemli ve genellikle göz ardı edilen yaklaşımlardandır.



Bahsedilenlerden de anlaşılacağı gibi sporda sık görülen ayak bileği yaralanmalarından kaçınmak için yapılması gerekenler çok basit fakat önemli yaklaşımlardır. Bu yazıdan sonra sahip olabileceğinizden şüphelendiğiniz risk faktörlerinin tespiti için lütfen fizyoterapistinize danışınız. Ne demişler “Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.”



Yazan: Fzt. Selen KAÇAR















KAYNAKÇA

1. Korkusuz, S. (2019). Lateral ayak bileği yaralanması olan kişilerde esnek ve esnek olmayan bantlama uygulamalarının sıçrama sonrası yere inişte ayak bileği kinematiği üzerine etkinliğinin karşılaştırılması (Master's thesis, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü).

2. Rovere, G.D., Clarke, T.J. ve Yates, C.S. (1998). Retrospective comparison of taping and ankle stabilizers in preventing ankle injuries. Am J Sports Med. 16(3): 228-233.

3. Ergün, M. (2013). Sportif Yaralanmalarda Anatomik ve Biyomekanik Faktörler. Spor Hekimliği Dergisi, 48(1), 017-023.

4. Neeley FG: Biomechanical risk factors for exercise-related lower limb injuries (Review). Sports Med 26: 395-413, 1998.

5. Ergen, E. (2002). Spor Yaralanmalarından Korunma. Dirim, 77(1), 6-13.


138 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page